Hazreti Peygamber, Miraca çıkmış ve o gece tekrar evine dönüştü. Ertesi gün, müşriklere bu hadiseyi anlatmıştı. Müşrikler bu hadiseyi işittiklerinde, bu akıldan çok uzaktır, diyerek inanmadılar ve bu hadiseyi inkar ettiler. Onlar, Ebu Bekir (ra)’i bununla ilzam etmek gerekir, diyerek Ebu Bekir (ra)’in yanına geldiler ve şöyle dediler:

– Ya Ebu Bekir (ra)! İşittin mi? Senin dostun mümkün olmayan (akla, mantığa sığmayan) bir işi yaptığını iddia ediyor. O, bu gece Arş’a gidip geldim diyor.

Ebu Bekir (ra), o anda hiç tereddüt etmeden ve duraklamadan hadiseyi kabul edip tasdik ederek, “ O bunu söyledi ise, doğru söylüyor. Çünkü O’ndan yalan sadır olmaz” dedi. Bunun içindir ki, kendisine devamlı tasdik eden, tasdikini şek ve şüphe gideremeyen manasına gelen “SIDDIK” denildi. Böylelikle Ebu Bekir (ra), sıddıkiyet makamına ilk adımı atmıştır. Bu kapıyı açmış ve geriden gelenlere önder olmuştur.

Hazreti Ali (ra); Sıddık adının, Ebu Bekir (ra)’e gökten inmiş olduğunu yemin ederek söylemişir. Bu yemini şu ayeti celileye dayanarak söylemesi kuvvetle muhtemeldir. Allah (cc) buyuruyor ki:

“Sıdk (-u hakiykat) i getirene (Muhammed <sav>) ve onu tasdik edenlere gelince: İşte onlar takvaya erenlerin ta kendileridir” (Zümer Suresi 33. Ayet).

Tefsir alimleri, doğru haber getirenden murad Hazreti Peygamber; tasdik edenden murad da Ebu Bekir (ra) olduğunu rivayet ederler.

İbrahim bin Hasan el-Cevheri el-Herevi’den rivayet edilmiştir: Hazreti Peygamber buyuruyor ki:

Ebu Bekir (ra)’in dünyaya geldiği gece, Allah (cc) cennete; “İzzetim ve Celalim hakkı için, sende ancak Ebu Bekir (ra)’i sevenleri yerleştiririm” diye hitap etmiştir.

Please follow and like us: