SEN UZUN FİKİRLİNİN OĞLUSUN

Ashab-ı güzinin çocukları bir araya gelip oynarlardı. Çocuklar oynarken içlerinden Hazreti Ebu Bekir’in oğlu, Hazreti Ömer’in oğluna:

– Sen uzun fikirlinin oğlusun, dedi.

Hazreti Ömer’in oğlu bu sözden gücenip ağlaya ağlaya babasının yanına geldi:

– Hazreti Ebu Bekir’in oğlu bana, uzun fikirlinin oğlu, dedi diye şikayette bulundu.

Hazreti Ömer, bu sözü söyleyen çocuk bunu muhakkak büyüklerinden işitmiştir, diye üzüldü. Hazreti Peygamberin huzuruna varıp durumu anlattı. Bunu üzerine Hazreti Peygamber, Hazreti Ebu Bekir’i huzurlarına çağırıp:

– Sen yatağa yatmak için girdiğinde ne düşünürsün, diye sordu.

Hazreti Ebu Bekir:

– Ya ResulAllah! Yatağa yattım zaman bir nefes aldığımda, ikinci bir nefesi almak acaba nasip olur mu, yoksa nasip olmaz da ölür müyüm, diye düşünürüm, dedi.

Sonra Hazreti Peygamber, Ömer (ra)’e dönerek:

– Ey Ömer! Sen yatmak için yatağa girdiğinde ne düşünürsün, dedi.

Hazreti Ömer:

– Ya ResulAllah! Ben yatağa yatmak için girdiğimde, acaba sabaha çıkar mıyım, yoksa çıkamaz mıyım, diye düşünürüm, cevabını verdi.

 

SENİN DÜŞÜNMEN NE KADAR UZUN? HÜKMÜNÜ SEN VER!

Hazreti Peygamber:

– Ey Ömer! Sen söyle. Ebu Bekir’in düşünmesine nisbetle senin düşünmen ne kadar uzundur? Hükmünü sen ver, buyurdu.

Hazreti Ömer kendisinin Hazreti Ebu Bekir’den daha uzun düşünceli olduğunu kabul etti.

Evet, Hazreti Ömer’in sabaha kadar olan düşüncesi, Hazreti Ebu Bekir’in bir nefes miktarı olan düşüncesine nisbetle daha uzundur. Fakat bizim gibilerin düşünmesine nisbetle gayet kısadır. Çünkü bizim yaşımız ilerleyip ihtiyarladıkça dünyaya olan tamahımız artar, arzularımız uzar.

Biz senede bir kere olsun, gelecek seneye yetişebilir miyiz diye düşünmeyiz. Allah (cc) cümlemizi uzun emelden, dünya arzularına ram olmaktan kısa amelde bulunmaktan korusun. Amin.

Please follow and like us: