Hazreti Süleyman dönemiydi. Güneşe tapan, küfür içinde olan bir kadın. Bu kadın Yemen’in hükümdarı Belkıs idi. Belkıs’ın, küfürden kurtulup, peygamber eşliğine uzanan serüveni…

Babası gibi hükümdar olan Hazreti Süleyman’ın yeni yeni ülkeler fethetmesiyle yıllar hızla geçiyordu. Allah (cc), Hazreti Süleyman’ı peygamberlik göreviyle de şereflendirdi. Allah-u Teala, Hazreti Süleyman’a mucize olarak önce kuş dilini bilip anlamayı nasip etti. Sonra emrine rüzgarı verdi. En son olarak da cinleri ona hizmetkar etti.

Artık Süleyman (as), kuşlara her istediğini yaptırıyordu. Rüzgara binip istediği yere bir anda gidebiliyordu. Cinlere köşkler yaptırıyordu. Her işte hizmet ettiriyordu. Sözünden asla çıkmıyorlardı. Yedi yıl içinde Kudus’e Mescid-i Aksa’yı yaptırdı.

Komşu devletlerin hükümdarları Süleyman (as)’dan çok çekinirlerdi. Devamlı hediyeler ve altınlar göndererek ona duydukları saygıyı gösterirlerdi.

 

YEMEN AHALİSİNE DAVET GİDER

Süleyman (as), bir gün hac için Kabe’ye gitti. Yemen ülkesinde de Süleyman (as)’ın şanı duyulmuştu. Yemenliler, Kabe’den güneye inip ülkemizi işgal edebilir, endişesi taşıyorlardı. Fakat Süleyman (as), hac ibadetini bitirdi ve ordusuyla kuzeye yöneldi. Kudüs’e dönmeye karar verdi. Yolda ordusuyla konakladığı bir yerde haberci kuşlarından biri Süleyman (as)’a yaklaştı:

– Yemen kraliçesi Belkıs ve halkı rablerini tanımıyor. Allah (cc)’a kulluk etmiyorlar. Sapıtmış ve şeytanın oyuncağı olmuşlardır. Her gün gökteki yıldızlara, güneşe secde ediyorlar. Bu yaptıklarını da ibadet sayıyorlardı. Süleyman (as) hemen bir mektup yazdırdı. Belkıs’ı ve halkını müslüman olmaya çağırdı. Eğer kendisine itaat etmezlerse gelip ülkelerini ellerinden alacağını belirtti. Süleyman (as), haberci kuşuna mektubu verip, Belkıs’a gönderdi.

Haberci kuş Yemen’e gitti. Belkıs’ın sarayına ve hatta odasına kadar girdi. Belkıs’ın dillere destan çok şatafatlı bir tahtı vardı. Mektubu onun üzerine bıraktı ve oradan uzaklaştı. Belkıs içeriye girdiğinde mektubu gördü ve hemen okudu. Mektuptan çok etkilendi. Hemen ülkenin en bilge alimlerini topladı. Mektupla birlikte imanın kokusunu almıştı. Kalbi ısınmıştı. Bilgeleri de müslüman olma yönünde telkinde bulunmuştu. Ama Belkıs hemen müslüman olmadı. Ülkesinin en kıymetli hazinelerini hediye olarak Süleyman (as)’a gönderdi. Elçiler bir ay sonra Kudüs’e vardılar. Hediyeleri Süleyman (as)’a taktim ettiler. Süleyman (as) elçilere hiç yüzvermedi. Ve o elçilere:

– Müslüman olun, Allah (cc)’a ibadet edin. Doğru yoldan sapanların sonu iyi olmaz. Güneşe secde etme sapkınlığını terk edin, dedi. Elçiler el etek öpmek istediler; lakin Süleyman (as) bunu kabul etmedi. Getirdikleri hediyelerini de yanlarını alıp ülkeleri Yemen’e dönmelerini emretti. Onlar yola çıktılar. Aslında kalpleri çoktan müslümanlığa ısınmıştı. Bu ihtişamlı saray onları etkilemişti. Hele Süleyman (as)’a doyamamışlardı. Yemen’e döndüler. Belkıs’a olup biteni anlatılar.

Belkıs da onlara:

– Ben de zaten müslüman oldum, dedi.

Onlar da imanlarını ifade ettiler. Yemenliler müslüman olmuşlardı. Belkıs ve bilginleri Kudus’e gidip, Süleyman (as)’ı ziyaret etmeye karar verdiler. Belkıs çok sevdiği tahtını yanında götürmeyi düşünmüştü. Ama götürmesi imkansızdı. Onu sarayında güvenli bir yere koydu ve kilitledi.

 

BELKIS’IN TAHTI SÜLEYMAN (AS)’IN

Hemen yola koyuldular. Yolları uzundu. Allah (cc), Cebrail (as) ile Hazreti Süleyman’a durumu bildirdi. Hazreti Süleyman, müslüman olmalarına çok sevindi. İçlerindeki imanın kuvvetlenmsi gerkiyordu. Bunun için bilginlerinden Belkıs’ın dillere destan tahtını Kudüs’e getirmelerini istedi.

Cinlerden bir alim: Bunu ben yapabilirim. Efendim oturduğunuz yerden ayağa kalkana kadar, ben o tahtı getiririm, dedi.

İnsan alimlerden birisi de: Efendim, siz gözünüzü açıp kapayana kadar ben o tahtı getiririm, dedi.

Süleyman (as), insan alimin teklifini kabul etti ve tahtı getirmesini istedi. Gerçekten de Süleyman (as), gözünü açıp kapayana kadar, o alim zat Belkıs’ın tahtını getirmişti. Süleyman (as) taht üzerinde bazı değişikler yapılmasını istedi. Bakalım Belkıs tahtını tanıyabilecek miydi?

Uzun zaman sonra Belkıs ve yanındaki kafilesi Kudüs’e varmışlardı. Süleyman (as)’ın huzuruna çıktılar. Belkıs’a bir taht sunuldu. Kendi tahtına çok benziyordu. Çok şaşırdı. Taa Yemen’deki taht nasıl olurda, Kudüs’e kendisinden önce gelebilirdi. Hem de en korunaklı ve en gizli yerlerden birindeyken. Eğer bu taht buraya gelmişse, bunda bir sır vardı. Olayın nasıl olduğunu öğrendiklerinde imanları iyice pekişti. Belkıs ve bilginleri müslüman oldukları için çok şükrettiler.

Bunun akabinde; Belkıs ve Süleyman (as) evlendiler. Düğünleri muhteşem oldu. Böylece Süleyman (as)’ın ülkesi daha da genişledi. Belkıs ise, güneşe tapma sapkınlığı içerisindeyken imana kavuşmuş ve peygamber eşi olmuştu…

Please follow and like us: