İlk annemiz ve ilk yaratılan kadın; Hazreti Havva. İlk eş ve ilk yoldaş…

Hiçbir şey yoktu. Yalnız Allah (cc) vardı. Allah (cc)’ın bilgisi sonsuzdu. Kudreti sonsuzdu. Rahmeti sonsuzdu. Allah (cc), melekleri yarattı. Cenneti yarattı. Yıldızları yarattı. Dünyayı yarattı.

Allah (cc), “Ol!” diyordu, hemen oluveriyordu. Kimse O’nun emrine karşı gelmiyordu. Allah (cc) yarattığı her şeyi görüyordu. Onlara bakıp kudretinin sonsuzluğunu seyrediyordu. Melekler de Allah (cc)’ın bu gücüne hayranlıkla “Allah-u ekber” diyorlardı.

Allah (cc), insanı yaratmayı diledi. Melekler insanın yaratılmasındaki sırları anlayamadılar. Rablerine:

– Ey Rabbimiz, insan kan döker. Hata yapar, dediler. Allah (cc):

– Siz bilemezsiniz. Ben bilirim, buyurdu. İlk insan Hazreti Adem’i yarattı. Ona can verdi. Hayat verdi.

İnsan günah işleyebilirdi. Ama Allah (cc), insana çok üstün özellikler verdi. Hazreti Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra melekleri Adem (as)’in yanında topladı. Melekler geldiler. Sıraya dizildiler. Allah (cc), meleklere gösterdiği varlıkların isimlerini sordu. Melekler bilemediler. Aynı sorular Adem (as)’e soruldu. Adem (as) cevapları bir bir verdi. Tüm soruları cevapladı. Melekler hep bir ağızdan:

– Allah’ım, Sen’in bize öğrettiğinden başka bildiğimiz yoktur, dediler. Allah (cc)’a saygıyla secde ettiler. Af dilediler. İnsan ilimle Allah (cc)’a tam bir kul olacaktı. Bu kullukla melekleri dahi geçebilecekti. Sonra Allah (cc), meleklere, Adem (as)’e secde etmelerini emretti. Bütün melekler secde etti. Yalnız meleklerin arasında cinni olan şeytan secde etmedi. Melekler secdeden başlarını kaldırdı. Şeytanın secde etmediğini gördüler. Allah (cc)’tan korktular. Tekrar ikinci secdeye kapandılar. İşte o andan itibaren Allah (cc)’a hep iki kere secde ettiler. Bu meleklerin sünneti olmuştu.

Şeytan secde etmemekte direndi. Üstelik isyan dolu cümlelerle kendi beğenmişliğini ortaya koydu.

– Adem’i topraktan yarattın, beni ise ateşten yarattın. Ben ondan üstünüm. Ben ona secde etmem, dedi. Şeytan çok kibirli ve saygısızdı. İtirazlarına devam ediyordu. O anda Allah (cc), şeytanı rahmetinden uzaklaştırdı. Cennetinden kovdu. Fakat şeytanın Allah (cc)’tan bir dileği vardı. Şöyle dedi:

– Kıyamete kadar yaşamak istiyorum. Nefret ettiğim bu insanları doğru yoldan saptırmak için çalışacağım. Onları günahkar yapabilmek için tuzaklar kuracağım. Bunun için bana kıyamete kadar izin ver Ya Rabbel Alemin, dedi. Şeytan kendi gibi, her insanı isyankar yapmak istiyordu.

Allah (cc): Sen benim sadık kullarımı doğru yoldan çıkaramazsın. Ama sana aldanıp senin peşinden gidenler de olacaktır. Ben seni ve senin yolundan gidenleri, hesap gününden sonra cehennemin alevleri içerisine atacağım. Bana uyanları da, cennet saraylarında sonsuz mutluluklar içerisinde yaşatacağım. Sana belli bir süreye kadar mühlet veriyorum. O zamana kadar lanetim senin üzerindedir. Şimdi çık buradan, defol, dedi. Ve şeytanı kovdu.

 

ANNEMİZ EŞ OLARAK GELİYOR

Allah (cc), Adem (as)’e cennette arkadaş olması için Havva Annemizi yarattı. Cennetin bütün nimetlerini onlara helal kıldı. Yalnız bir ağacın meyvesini yemeleri yasaktı.

Allah (cc): Sakın bu ağaca yaklaşmayın. Şeytana kanmayın, o sizin düşmanınızdır, dedi.

Hazreti Adem ve Havva, cennette çok mutluydular. Fakat sinsi düşman şeytan, fırsat kolluyordu. Şeytan bir gün, Hazreti Adem ve Havva’ya yaklaştı. Onlara:

– Keşke şu ağacın meyvesinden yeseniz de, siz de melek olsanız. Çünkü bu meyveleri yiyenler hemen melek olurlar. Sizin melek olmanızı, sonsuza kadar cennette yaşamanızı ne kadar çok isterim.

Adem (as) cevap verdi:

– Allah (cc), o ağaca yaklaşmamamızı emretti.

Şeytan ağladı. Ama bu bir rolden ibaretti. Yeminler ederek şöyle dedi:

– Allah (cc) sizin cennete kalmanızı istemiyor. Onun için size bu yasağı koydu.

Neyse ki onlar şeytana inanmadılar. Şeytan salya sümük ağlıyor ve sürekli ısrar ediyordu. Onlar da akıllarıyla yorum yaptılar ve şöyle dediler:

– Cennette kalmak, melekleşmek ne güzel! O meyveden tatmak bizi melek yapacak. Hem bak, şeytan yeminler ediyor. Yalan yere yemin edilmez ki.

İlk önce o meyveyi Havva Annemiz yedi. Sonra da Adem (as) yedi. Ama meyveyi yer yemez pişman oldular. Çok üzüldüler. Ağladılar. Şeytan ise kahkahalar atıyordu:

– Hahaha! Sizi kandırdım, diyordu.

Yasak meyveyi yer yemez cennet elbiseleri yok oluvermişti. Utanıyorlardı. Allah (cc) şöyle dedi:

– Ben “Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır” diye sizi uyarmadım mı? Ona uymayın, tuzaklarına kanmayın, demedim mi? Öyleyse sizi şimdi cennetimden çıkaracağım. Size yeni bir görev vererek dünyaya göndereceğim. Orada sorumluluklarınız olacak. Vazifeleriniz olacak.

 

TÖVBE KAPISI AÇILDI

Hazreti Adem ve Havva tövbe edip af dilediler. Allah (cc)’a yalvardılar.

– Hata ettik. Bir daha o asi şeytana uymayacağız. Ey Rabbimiz! O bizim apaçık düşmanımızdır, dediler. Allah (cc) tövbelerini kabul edip onları affetti. Çünkü şeytan gibi isyana devam etmemişlerdi. Hatada ısrar etmiyorlardı. Allah (cc) buyurdu:

– Sizi dünyaya gönderdiğimizde sınavınız başlıyor. İmtihanı kaybetmemek için orada emirlerimden çıkmayın! Şeytana asla kanmayın! Ölümünüzden sonra sizi buraya cennetime tekrar alacağım, artık sizin için bir imtihan meydanı açılmıştır. Eğer yeryüzünde emirlerimi tutarsanız melekleri dahi geçebilirsiniz. Yalnız bana kulluk edin. Ben de sizi seveceğim. İşte size olan rahmetim budur.

Please follow and like us: