İffetin ve Allah (cc)’a adanmışlığın simgesi Hz. Meryem…

Yıllar yıllar önceydi. Günümüzden 20 asır önceydi. Bugünkü Kudüs şehrinde Meryem adında melekler kadar temiz bir kız yaşardı.

Allah (cc) tıpkı ilk insan Hazreti Adem gibi, babasız bir insan yaratmayı dilemişti. Ve bunun için de Hazreti Meryem’i seçmişti. Hazreti Meryem, bir gün İsa bebeğine hamile olduğunu fark etti. Gün geçtikçe karnı büyüyordu. Oysa o hiç evlenmemişti. Annesi Hanne de kendisi de çok iffetliydi. Bu nasıl olurdu? Ama Allah (cc) böyle dilemişti.

 

ALLAH (CC)’A ADANMIŞ BİR ÇOCUK

Hanne, çok yaşlıydı. Çocuğu yoktu. Eşiyle birlikte Allah (cc)’a niyazda bulunmuştu. Eğer bir erkek evladı olursa, Allah (cc)’a adayacaktı. Ama bir kız çocuğu yani Hazreti Meryem dünyaya gelmişti. Annesi onu Kudüs Mescidi’ne adadı. Adağında “oğlum” demişti ama yine de bir çocuğu olmuştu. O yüzden adağını yerine getirmişti. Hanne, Hazreti Meryem’i Allah (cc)’a kulluk edilen bu mabede teslim etti. Bu mescidde Hazreti Meryem’in teyzesi İşa da vardı. O da hizmet edenler arasındaydı ve çok da iyi bir kadındı.

Teyzesi İşa, Hazreti Meryem’i yanına aldı. İşa’nın eşi de Peygamber Hazreti Zekeriyya idi. İkisinin de çocukları yoktu. Hazreti Meryem’i kendi kızları gibi kabul ettiler. Kudüs Mescidi’nde yıllar böyle geçip gitti. Hazreti Meryem genç bir kız olmuştu. Hazreti Meryem dünyaya son derece soğuktu. Gönlü kalbi sürekli Allah (cc)’ın zikriyle meşguldü. Saatlerce Rabbine secde ederdi. Secdeden başını kaldırdığında etrafı yiyeceklerle kaplı olurdu. Yazın kış meyveleri, kışın yaz meyveleri. Hazreti Zekeriyya olayın farkındaydı. Hazreti Meryem özel bir insandı. Ama hamile kalışı işleri değiştirdi.

 

CEBRAİL (AS) GELİR VE MÜJDEYİ VERİR

Yine secde ettiği bir gündü. Kafasını kaldırdı, kapısı açıldı. İçeriye insan görünümlü bir melek girdi.

– Allah (cc)’ın sana selamı var Ey Meryem, dedi.

Hazreti Meryem, meleğe adını sorduğunda, Cebrail cevabını aldı.

Hazreti Meryem, bu durum karşısında çok korktu. Ancak Cebrail (as), ona korkmamasını söyledi. Allah (cc)’ın ona bir erkek çocuk vermesini dilediğini söyledi. Hazreti Meryem ise, “benim eşim yok bu nasıl olabilir” dedi.

Cebrail (as); Adem (as)’i babasız annesiz yarattığı gibi İsa kulunu da babasız yaratmayı diledi Allah (cc), dedi. Sana babası olmadan İsa’yı verecek. Allah (cc)’ın emri budur, dedi ve dışarı çıktı. Görünmez oldu.

İşte o an Allah (cc), Hazreti Meryem’in karnında bir bebek yaratmıştı.

Hazreti Meryem, hem heyecanlı hem de endişeliydi. İnsanlara bu durumu nasıl anlatabilirdi. Allah (cc)’a sık sık niyaz bulunup yardım istedi.

Hazreti Meryem, karnı iyice büyümeye başlayınca mesciddeki odasından ayrılmaya karar verdi. Ama nereye gidebilirdi? Akrabalarının yaşadığı Nasıra Köyü aklına geldi. Burası bugünkü Ürdün civarıydı. Hem teyzesi de burada yaşıyordu. Hazreti Meryem, mescidden ayrıldı ve bu köydeki teyzesinin evine yerleşti. Teyzesinin evinin bir odasına yerleşip yine Rabbine bol bol niyazda bulunuyordu.

 

İLAHİ EMİR DÜNYAYA GELİYOR

Aylar böyle geçti. Ve nihayet doğum anı geldi çattı. Hazreti Meryem, evden çıktı. İleride bir hurma bahçesi biliyordu. Oraya gitti. Birçok melek kendisine yardıma geldi. Oğlu İsa’yı dünyaya getirdi. Allah (cc), bu çocuğu tıpkı Adem (as) gibi babasız yaratmıştı. Hazreti Meryem, Allah (cc)’a şükretti. İçinden İsa adını koymak geldi ve oğluna İsa adını verdi. Hazreti Meryem, burada daha fazla kalmaması gerektiğini düşünerek teyzesinin evine döndü.

Kucağında bir bebekle Hazreti Meryem’i görenler onun şerefini bilmelerine rağmen, ona iftira atmaya başladılar. Şeytan yine fırsat bulmuştu. Komşuları dedikoduya ve iftiraya dalmışlardı. Ama Allah (cc)’ın kudretini göremiyorlardı. O pak ve temiz olan Hazreti Meryem’e çirkin iftiralarda bulunuyorlardı.

Artık her kafadan bir ses çıkıyordu. Herkse ileri geri konuşuyordu. İftiraların ardı arkası kesilmiyordu. Bir gün Hazreti Meryem kundaktaki bebeğini göstererek o zavallı topluluğa seslendi:

– Geliniz. Bebeğim İsa’ya sorunuz; vallahi ben iffetliyim. Buna şahidim Allah (cc)’tır. Ben bu bebeğimi ilahi bir imtihan olarak babasız dünyaya getirdim. Şimdi sorun şu kundaktaki yavruma. Sorun da bakın size neler söyleyecek, dedi.

Herkes büyük bir şaşkınlık içindeydi. Kundaktaki bebek nasıl konuşabilirdi?

– Ey Meryem, sen bizimle dalga mı geçiyorsun, dediler.

Ama bebek İsa konuşmaya başladı:

– Ben Allah (cc)’ın kuluyum. Ben İsa’yım. Ben Allah (cc)’ın elçisiyim. Ben peygamberim. Rabbim beni kudretiyle babasız yarattı ve bana kitap verecek, der demez herkes şaşıp kaldı.

Evet, işte gözleri önünde bir bebek konuşuyordu. Hem de büyüklerden daha büyük sözler ediyordu. Öylece donup kaldılar. Bir süre sessizce durdular. Ama içlerinden biri atıldı ve şöyle dedi:

– Ben biliyorum. Bu çocuğun babası mutlaka Zekeriyya’dır, dedi.

Bu ne büyük bir iftiradır. Şeytan yine kıs kıs gülüyordu. Kendi sözlerini nasıl da insanlara söyletiyordu. Topluluk yine galeyana gelmişti. Hepsi öfkelenmişti. Hemen Zekeriyya (as)’ın kaldığı eve doğru yöneldiler. Ellerine kalın sopalar aldılar. Niyetleri bozuktu. Zekeriyya (as)’ın kapısına dayandılar. Kapıyı tekmeyle savurdular. Bu büyük peygamberin yakasına yapıştılar.

Sen ne utanmaz adamsın. Meryem’i niye hamile bıraktın? Söyle nasıl yaparsın bunu? O çocuk senden değil mi, dediler.

Zekeriyya (as), yaşlıydı ve bu kalabalığa şefkatle:

– Allah (cc)’tan korkun. Bu ne çirkin bir sözdür. Ben Meryem’e hep kızım, evladım dedim. Tövbe edin.

Azgın topluluk ellerindeki sopalarla o büyük peygamberin başını yardılar. Kanlar içinde bedenini yere serdiler. Zekeriyya (as) şehit olmuştu. Bu azgın topluluk geri dönüp İsa’yı da öldürmeye karar verdiler.

Bir melek bu durumu Hazreti Meryem’e haber verdi. Ve Hazreti Meryem oğlu İsa’yı da alıp oradan hemen ayrıldı. Kendini bulamayacakları bir yere gitti. Burada masum yavrusu İsa’yı büyütmeye başladı…

Please follow and like us: