Hazreti Adem ve Havva, cennetteydiler. Allah (cc) cennetteki bir ağacın meyvesini onlara yasak kılmıştı. Ancak insanın azılı düşmanı şeytan, onları kandırdı. Onlar, şeytana kandılar ve yasak meyveden yediler. Ama yer yemez çok pişman oldular. Allah (cc)’tan af dilediler. Çok affeden ve bağışlayan Allah (cc), onların tövbesini kabul etti. Ama artık bir yanlış yapmışlardı. Bu yüzden cennetten çıkarılacaklardı. Ve dünyada bir takım görevler almak üzere yeryüzüne indirildiler.

Allah (cc), Hazreti Adem ve Havva’yı, dünyanın farklı yerlerine indirdi. İkisi yıllarca dua etti. Allah (cc) seneler sonra ikisini kavuşturdu. Cennet günlerini yeniden kazanabilmek için var güçleriyle çalıştılar. İbadet ettiler.

Yıllar geçmiş, pek çok çocukları olmuştu. Allah (cc), Hazreti Adem’e on sayfalık emir göndermişti. İnsanların yapması gereken ibadetleri bildirdi. Emir ve yasaklarını öğretti. Adem (as)’de bunları peygamberlik görevi doğrultusunda insanlara tebliğ etti.

Aradan yine yıllar geçmişti. Adem (as)’in çocuklarından; Habil ile Kabil evlenme yaşlarına gelmişlerdi. Habil bir kızla evlenecekti. Aynı kızla Kabil de evlenmek istiyordu. Çünkü Kabil, Habil’i kıskanıyordu. Onu çekemiyordu. Şeytan bu duruma çok seviniyordu. Habil, evlilik için tüm hazırlıklarını tamamladı. Kıskançlıktan gözü dönen Kabil, kardeşi Habil’in işini bozdu.

– Bu kızla ben evleneceğim, dedi.

Habil’e saldırdı. Vurmaya başladı. Araya babaları Adem (as) girdi. Onlara şöyle dedi:

– Oğullarım, ikiniz de Allah (cc)’a birer kurbanlık sunun. Allah (cc) hanginizin kurbanını kabul ederse kız onun helalidir, dedi.

 

ALLAH (CC)’A SUNULAN KURBAN

Habil ve Kabil bu teklifi kabul edip Allah (cc)’a birer kurban sundular. Allah (cc), Habil’in kurbanını kabul etti. Çünkü Habil samimi bir kuldu. Kabil’inki reddedildi. Kabil tıpkı şeytan gibi kibirlendi. Tövbe edeceğine kardeşine duyduğu kin ve nefretini arttırdı. Habil’i öldürmeye karar verdi. Şeytan bu duruma çok sevinmişti. İşte yine insanoğlunu yoldan saptırıyordu. Yeryüzünde işlenecek ilk cinayete fikir babalığı yapıyordu.

Habil çok dürüsttü. Devamlı ibadet eder, herkese iyilik yapardı. İnsanların en hayırlısının insanlara en faydalı olduğuna inanırdı. Kardeşinin şeytanın bu oyununa gelmesi onu çok üzüyordu.

 

YERYÜZÜNDEKİ İLK KAN

Bir gün Kabil, Habil’i gizlice takip etti. Issız bir yere geldiklerinde öldürmek için ona saldırdı. Habil yere düşmüştü. Kabil’e hitaben:

– Yapma kardeşim, sen bana vursan da ben sana elimi kaldırmam, dedi. Kabil’in günah işlemesini istemiyordu. Yoksa korktuğundan böyle bir şey demiyordu. Kimsenin cehenneme gitmesine gönlü razı olmazdı. Kendisi ise, haksız yere öldürüleceği için şehit olacaktı. Onu bu yanlıştan vazgeçirmek istiyordu. Bu cinayeti işlememesi için kardeşi Kabil’e öğütler verdi. Kabil, Habil’i dinlemek bile istemedi. Sadece vuruyordu. Kabil şeytana esir olmuştu. Nefsine yenilmişti. Ve Habil’i öldürmüştü. Yeryüzünde ilk kan dökülmüştü.

Kabil’in içinde bir pişmanlık ve tövbe arzusu yoktu. Tamamen şeytana teslim olmuştu. O an önünde cansız yatan Habil’in cesedini ne yapacağını düşündü, düşündü…

Çaresizlik içinde gezindi. Karşı tepede iki karganın kavga ettiğini gördü. Kargalardan biri diğerini öldürmüştü. O katil karga, bir çukur kazıp öldürdüğü kargayı o çukura gömmüştü.

Kendi kendine “neden bunu akıl edemedim” dedi. Hemen bir çukur kazmaya başladı ve Habil’i oraya gömdü.

Bu olayı öğrenen Hazreti Adem çok üzüldü. İnsanoğlu şeytana yine yenilmişti. Hata etmişti. Dünya hayatının bir imtihan olduğunu tekrar tekrar anlattı. Çocuklarına ders verdi.

İnsan bu dünyaya bir kez gelecekti. Allah (cc)’a karşı görevleri vardı. Görevini yapan iyiler cennete, yapmayan kötüler cehenneme gideceklerdi. Dünya imtihanını kazananlar da olacaktı, kaybedenler de…

Hazreti Adem’in çocukları Habil’e dua ettiler. Mezarını sürekli ziyaret ettiler. İşte Habil şehitti. Gökten melekler saf saf gelip Habil’in cenaze namazını kılmışlardı. Yeryüzünün o ilk şehidine dualar etmişlerdi. Yıllar böyle geçip gitti. Her yeni gün insanoğlu için yeni bir sınavın başlangıcı oldu.

Hazreti Adem tam bin yıl yaşadı. Hayatı boyunca çocuklarına hep doğruları öğretti. Bir gün eceli geldi ve vefat etti. Seneler önce görevi gereği ayrıldığı cennete gitmişti. Gönderildiği bu dünyada görevini eksiksiz yapmıştı. Şimdi ücretini almak üzere cennetteydi. Çocukları onu Kabe’nin çok yakınındaki güzel bir tepeye defnettiler. Adem Babamızdan iki sene sonra da Havva Annemiz vefat etti. Artık dünyada cenneti gören kimse kalmamıştı. Evlatları, babaları Hazreti Adem’in yaşadığı cennete ulaşmak için yaşıyorlar. Habil’in soyundan gelenlerle, Kabil’in soyundan gelenler de sürekli hak ve batıl olarak savaşıyorlar.

Please follow and like us: