Kur’an-ı Kerim’de pek çok defa vurgulandığı gibi, Hazreti İsa babasız olarak doğmuştur. Ve pek çok yerde Meryem Oğlu İsa vurgulanmaktadır.

Hazreti Meryem ve oğlu İsa (as), İsa (as)’nın doğumundan sonra, bulundukları azgın topluluktan ayrılıp, kendilerini bulamayacakları bir yere yerleşmişlerdi. Yıllar geçmiş, Hazreti Meryem oğluyla birlikte tekrar yaşadıkları Nasıra Köyü’ne dönmeye karar vermişti. Artık burada yaşayacaklardı. Köye gelip yerleştiler. İsa (as) burada genç delikanlı oldu.

30 yaşına girdiğinde Allah (cc)’ın kendisine verdiği peygamberlik görevini herkese ilan etti. İnsanlara, Allah (cc)’ın dinini anlatmaya başladı.

Allah (cc), kitap olarak İsa (as)’ya İncil’i verdi. İsa (as) İncil’den dersler vermeye başladı. Allah (cc)’ın izniyle mucizeler göstermeye başladı. İnsanların imanlarını kurtarmak için çalıştı, çabaladı.

Topraktan yapılan kuşlara üflerdi. O kuşlar da Allah (cc)’ın izniyle canlanıp uçardı. Bu mucizeyi görüyor fakat inanmıyorlardı. Ona inananlar sadece 12 kişi idi. İsa (as) bu değerli 12 insana “Havarilerim” diyordu.

Allah (cc), Hazreti İsa’ya hastaları iyileştirmesi için de izin verdi. Hastalar, dertliler, çaresizler İsa (as)’ya koşuyorlardı. Dertlerine derman arıyorlardı. Hiçbir doktorun çare bulamadığı ümitsiz yüzlerce hasta, İsa (as)’nın duasıyla iyileşiyordu.

İsa (as) mucizeler gösteriyordu. Ona gelen ölümcül hastalar, evlerine sapasağlam dönüyorlardı. Gözü görmeyenin gözü açılıyor. Alaca hastalığı olanların bedeni dertlerinden arınıyordu. Sağırlar duymaya başlıyordu.

Ancak insanlar o kadar mucize görmelerine rağmen hala iman etmiyorlardı. Üstelik İsa (as)’ya kin besliyorlardı. Bu zalimler saltanatlarının sürebilmesi için İsa (as)’ya tuzaklar kurmaya niyetlendiler. İsa (as)’nın getirdiği hak din, insanlar arasında yayılırsa herkes kendilerinden uzaklaşacaktı. Buna bir çare bulmaları gerekiyordu.

Toplantı üstüne toplantı yaptılar. Ve şu kararı aldılar:

İsa (as) ölmeli!

Hazreti İsa’ya kendisine kurulacak tuzak Cebrail (as) tarafından haber verildi. Bir dağda havarileriyle toplandılar. Orada Allah (cc)’a ibadetlerine devam ediyorlardı.

 

TUZAK KURANLARIN EN HAYIRLISI HAZRETİ ALLAH’TIR

Yahudiler ikiyüzlü bir adamı İsa (as)’ya gönderdiler. Adam inanmış gibi yapacaktı. Asıl amacı ise, İsa (as)’ya ait bilgileri zalimlere taşımaktı. Bu zavallı casus bir gün İsa (as)’nın bulunduğu yeri o zalimlere haber verdi. Onlar da askerlerle orayı bastılar. İsa (as)’yı yakalayıp öldürmek istediler.

Allah (cc) sevdiği kulu ve peygamberi olan İsa (as)’yı o anda göğe yükseltiverdi. Allah (cc) o zalimlere izin vermemişti.

İsa (as) gökyüzünde meleklerle arkadaş olmuştu. Zalimler içeri girdiler. İsa (as) yoktu. Dışarı çıktılar, yine yoktu. Aramaya başladılar. Fazla uzaklaşmış olamazdı. Buralarda olmalıydı.

O anda içlerinden bir zalim şöyle bağırdı:

– İşte burada, koşun!

Buldukları kişi o hain, ikiyüzlü adamdı. Adı; Yahuda idi.

Yahuda bağırdı:

– Bırakın beni, dedi. Ben Yahuda’yım, nasıl tanımazsınız beni?

– Yalancı dedi, o zalimler. Sen İsa’sın. Elimizden kurtulmak için yalan söylüyorsun, dediler.

Allah (cc) o hain, ikiyüzlü Yahuda’yı İsa (as) gibi göstermişti onlara. Zalimlerin hepsi tekrar tekrar baktılar. Yahuda, gözlerine İsa (as) olarak gözüküyordu.

Hepsi bir ağızdan:

– Sen İsa’sın, dediler.

Hep birlikte üzerine üşüştüler. İkiyüzlü Yahuda’yı orada öldürdüler. Yahuda, ihanetinin bedelini böylece ödemişti.

Allah (cc), kulunu korumuştu. İlahi bir imtihan sırrı olarak İsa (as)’yı göğe kaldırmıştı. Meleklerden daha kıymetli peygamberi şimdi sağ ve salim idi. Ama bunu ancak inananlar bilebilirdi. O zalimler bunu hiçbir zaman bilemeyeceklerdi.

Please follow and like us: