ASLAN PENÇELİ CENGAVER HAYBER’İN FATİHİ

Hazreti Ali nübüvvet pınarından feyz almış, sonsuzluk nebisinin terbiyesi altında büyümüştü. İlim ve hikmette bir taneydi. Cesaret ve şecaatte de eşsizdi. Aslan pençeli bir cengaverdi. Bütün gazalarda bulundu. Hatta Hayber Kalesi onun eliyle fethedildi. Uhud günü 16 yara aldı. Bedir’de kafirleri ot gibi biçti. Hendek Savaşı’nda bin kişiye bedel bir kafirle boğuştu ve onu cansız yere serdi.

Hazreri Peygamberin hicret ettikleri gece ölüm pahasına O’nun yatağına yattı ve kafirlerin kılıçları altında ayağa fırladı. Sonra da uçsuz bucaksız kum çölünü ve ateş vadisini tek başına aştı. Canavar ulumaları, akrep dişli taşların sivri uçları, gece karanlığı, gündüzün amansız sıcağı ona mani olamamıştı. Aziz ve Celil olan Allah’ın rızası uğrunda katlandığı bu zahmetler yüzünden hakkında ayet nazil oldu:

– İnsanlardan öyleleri de vardır ki, nefislerini Allah (cc)’ın rızası yolunda satın alırlar (El-Bakara – 207. Ayet).

 

SENİN KARDEŞİN BENİM YA ALİ!

Nur yatağı Medine’ye gelince gelince tatlı bir hayat başlamıştı. Muhacirlerle ensar arasında kardeşlik bağları kurulmuş, müslümanlardan bir kısım tıpkı bir anadan doğmuş kardeşler gibi birbirlerine kardeş olmuşlardı. O demde Hazreti Ali, kimseye kardeş gösterilmemişti. Bizzat kendisi alemlere rahmet olan Hazreti Peygambere sordular:

– Benim kardeşim yok mu, ey Allah Resulü!

Kainatın Efendisi buyudular ki:

– Senin kardeşin benim…

O böyle bir saadetin de sahibiydi. Ve saadetlerinden biri de şuydu ki: Allah’ın Resulü, mübarek kızları Hazreti Fatıma’yı Hazreti Ali’ye nikahlamışlar, dünyanın en büyük payelerinden birisini daha kendisine lutfetmişlerdi. Artık nur nesli, Fatma-Ali ağacından türeyecek ve bütün bir İslam zeminini kaplayacaktı. Nice veliler, nice komutanlar, nice seyyidler hep bu kaynaktan çağlayıp taştı.

İç gözlerine ilahi nurun sürmesi çekilen Hazreti Ali, ilim ve irfan menbaı idi. Buraların ve ötelerin en ince hikmetleri üzerine konuşur, gönüllere gayb incileri yağdırırdı. Ve derdi ki:

– Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, tevfik gibi rehber, ilim gibi şeref bulunmaz.

Geceleri başı kesik bir mum gibi yanar, mihrab kenarındaki mumlar gibi Allah Teala’nın huzurunda durur, O’nun korkusundan iplik iplik yaşlar döker ve secdegahını ıslatırdı. Tevazu, haya, adalet, iffet ve takva sahibi idi.

Cömertliği de destan çapındaydı. Başkalarında bulunmayan ilim, şecaat, fesahat, hitabet ve zühd kendilerinde mevcuttu. Hazreti Peygamberden 580 adet hadis rivayet etmiştir.

Please follow and like us: