Hazreti Davud’un oğlu Hazreti Süleyman ve onun adaletli yönetimi…

Kudüs halkı çok şanslıydı. Çünkü kendilerine adaletle hükmeden bir peygamberleri ve hükümdarları vardı.

Kudüslülerin çok şanslı olduğu ve adaletle yönetildikleriyle ilgili durumu iki misal ile açıklayabiliriz.

 

TARLAYI DAVALIYA, HAYVANLARI DA DAVACIYA VERİN

Hazreti Davud dönemiydi. Hazreti Süleyman, 10 yaşları civarındaydı. Süleyman (as), çok zeki, mert ve cesurdu. Babasından ve hocalarından ders almıştı. Kutsal kitap Zebur’u ezberlemişti. Zamanının fen ve din ilimlerini öğrenmişti. Kısa zamanda hocalarından bile daha bilge olmuştu. Babasına da her konuda yardımcı oluyordu.

Bir gün Kudüs’te Hazreti Davud’a zor bir dava gelmişti. Sıkıntı halledilemediğinden kendisine gelinmişti. Davacıyı da, davalıyı da uzun uzun dinlemişti. Davacı şöyle demişti:

– Efendimiz, komşumdan şikayetçiyim. Benim tarlama hayvanlarını salmış. Tarlamdaki ekinleri yemişler. Ben bu yıl çocuklarıma ne yedireceğim? Adaletinizi bekliyorum, dedi.

Hazreti Davud davalıya dönerek:

– Bu anlattıkları doğru mu, diye sordu. Davalı şöyle cevap verdi:

– Evet efendimiz, doğru. Ama hayvan bu. Aklı mı var? Bilgisi mi var? Benim bu işte herhangi bir kastım asla söz konusu değildir. Tamamen bilgim ve isteğim dışında gelişen bir olay olmuştur.

Hazreti Davud da hükmünü vermiş, şöyle demişti:

– Ekinlerinin bedeli kadar hayvan al.

Öbürüne de:

– Sen de bir daha hayvanlarına sahip ol. Komşunun ekinlerine verdiğin zararın karşılığı olarak hayvanlarını komşuna veriyorum. Çünkü ekinin bedeliyle hayvanlarının bedeli eşit. Böylece kul hakkına girmemiş olacaksınız.

İki komşu bu adaletli hükme razı olup huzurdan çıkacakken babasının yanında duran, Süleyman (as), babasından söz istedi.

– Babacığım izniniz olursa bir şey diyebilir miyim, dedi.

Hazreti Davud:

– Söyle gözümün aydınlığı oğlum, dedi. Süleyman (as):

– Babacığım, bu iki komşunun davalarını şöyle çözmek daha adaletli olacaktır. Tarlayı hayvan sahibine geçici olarak veriniz. Hayvanları da tarla sahibine geçici olarak veriniz. Tarla bir yıl sonra eski haline gelir. Yine ürünlerle dolar. O zaman tarlayı gerçek sahibi, hayvanları da gerçek sahibi alır. Böylece şimdi bu tarla sahibi hayvanların sütünden geçimini sağlar, hayvan sahibi de bir yıl sonra hayvanlarına kavuşur, adalet yerini bulur, dedi.

Hazreti Davud, Süleyman (as)’ın bu adaletli kararını hem çok takdir etmiş, beğenmiş, hem de kendi kararından daha adil bulmuştu. Ve oğlunun verdiği kararı uygulattı.

 

ÇOCUĞU TAM ORTADAN EŞİT OLARAK İKİNİZE PAY EDECEĞİM

Başka bir hadisede de, yine Hazreti Davud’a bir gün bir dava gelmişti. İki kadın, çocuklarını kaybetmişler, bulunmasını istemişlerdi. Aranmış ve aylar sonra bulunmuştu. Bulunmuş ama sadece bir çocuk bulunmuştu. Oysa iki kadın vardı. Ortada ise yalnızca bir çocuk vardı. İkisi de çocuğun kendilerine ait olduğunu söylüyorlardı.

Hazreti Davud kadınlardan diğerine göre daha yaşlı olanı haklı görmüştü. Çocuğun onun olduğunu söylemişti. O sırada yine Süleyman (as) söz istemişti.

– Babacığım izin verirseniz ben bu olayı çözeyim, dedi.

Babası Hazreti Davud da izin vermişti.

Süleyman (as), askerlere dönüp:

– Bana keskin bir kılıç getirin, dedi.

Genç kadın, “kılıcı ne yapacaksınız diyerek” ileri atıldı. Süleyman (as) tavrını hiç bozmadan son derece ciddi bir şekilde şöyle dedi:

– Çocuğu tam ortadan eşit olarak ikinize pay edeceğim.

Genç kadın ağlamaya başladı:

– Hayır ne olur kesmeyin bu çocuğu! Kesmeyin sakın! Çünkü bu çocuk o kadınındır. Benim çocuğum değil, demişti.

Süleyman (as), kılıcı elinden bırakıp çocuğu genç kadına verdi. Diğer kadını da kovdu. Çünkü hiçbir annenin öz evladının göz göre göre kesilip ölmesine dayanamayacağını çok iyi biliyordu. Bu olayı görenler, kendilerine böyle bir hükümdar nasip ettiği için hep birlikte Allah (cc)’a şükrettiler.

Please follow and like us: